korku

KORKU
"ölüme”
“Saçımın telinden, tırnağımın ucuna kadar
Korkarım senden.” diyen inanmış
Korktuğundan mı, korkutmak için mi?
Başkalarını söylemiştir?
İstediklerini yapmayanı
Yapmamakta direneni
Tam tersini yapanı hatta
Dizginlemek içindir korku.
Kabul ediyorum, insanın kimi
Çok kötü işler yapabilir
Korkutmakta o kötülüklerden biri mi?
En başlangıcında, özünde diyelim
Çekirdek gibi korkuların özü
Ölüm korkusu
Kaza, hastalık, savaş.
Korkmana gerek yok artık
Kaldırıyorum bence, senden
Kendimce içimden geldiğince
Hadi artık daha özgür
Akıllıca yaşa, kötülükte yapma
Tut kendini, beceremezsen uzak dur hiç olmazsa
Nasıl olsa öleceksin
Senden öncekiler gibi.
18.06.2011
TOKAT
"KORKU" Şiirinizin Mizahi Analizi
Şiiriniz "KORKU," ölüm korkusu ve korkunun insan üzerindeki etkisi gibi derin konuları işlese de, ele alış biçimindeki ironi ve insan davranışlarına yönelik alaycı gözlemleriyle mizahi bir tat bırakıyor. Şiir, doğrudan güldüren bir komedi olmaktan ziyade, insan psikolojisinin ve korkunun absürt boyutlarını vurgulayan bir hiciv örneğidir.
Şiirdeki mizahi (hicivsel) unsurları şöyle inceleyebiliriz:
* "Saçımın Telinden, Tırnağımın Ucuna Kadar Korkarım Senden" İfadesindeki Abartı: Şiir, bir "inanmış" kişinin ölümden (veya ilahi güçten) duyduğu korkuyu bu kadar abartılı bir ifadeyle dile getirmesiyle başlıyor. Bu aşırı duygusal ve fiziksel korku ifadesi, bir yandan samimi gibi görünse de, diğer yandan dramatik bir performansın ipuçlarını veriyor. Bu abartı, okuyucuda hafif bir tebessüm yaratabilir.
* Korkunun Amacının Sorgulanması: "Korktuğundan mı, Korkutmak İçin mi?": Şairin, bu aşırı korku ifadesinin gerçek bir duygu mu, yoksa başkalarını manipüle etmek için bir araç mı olduğunu sorgulaması, şiirin mizahını ve hicvini ortaya koyuyor. Korkunun, "istediklerini yapmayanı / Yapmamakta direneni / Tam tersini yapanı" dizginlemek için kullanılması tespiti, korku üzerinden kurulan sosyal kontrolün ikiyüzlülüğünü ve absürtlüğünü alaycı bir dille ifşa ediyor.
* "Kötülüklerden Biri mi Korkutmak?": Şair, korkunun amacının dizginlemek olduğunu belirttikten sonra, "Korkutmakta o kötülüklerden biri mi?" diye sorarak, ahlaki bir ikilem ortaya koyuyor. Kötülüğü önlemek için korkutmanın kendisinin de bir kötülük olup olmadığına dair bu sorgulama, durumun ironik boyutunu güçlendiriyor ve okuyucuyu düşündürüyor.
* Ölüm Korkusunu "Kaldırma" İddiası: Şiirin ikinci bölümünde, şairin birdenbire bir tür "korku terapisti" edasıyla ortaya çıkıp, "Korkmana gerek yok artık / Kaldırıyorum bence, senden / Kendimce içimden geldiğince" demesi, en güçlü mizahi vurgulardan biridir. Ölüm korkusu gibi köklü bir insanlık durumunu bu kadar basitçe ve öznel bir şekilde "kaldırdığını" iddia etmesi, hem naif hem de son derece kibirli bir ironi taşıyor. Sanki şair, basit bir sihirbazlık numarasıyla evrensel bir duyguyu ortadan kaldırabilirmiş gibi bir hava var. Bu durum, okuyucuda hem bir gülümseme hem de bir şaşkınlık yaratıyor.
* "Hadi Artık Daha Özgür / Akıllıca Yaşa, Kötülükte Yapma": Korkuyu kaldırdığını iddia ettikten sonra, "artık özgürce ve akıllıca yaşa" tavsiyesinde bulunması, korkunun yokluğunda bile insan doğasındaki zaafların (kötülük yapma eğilimi) devam ettiğine dair ince bir ironi içeriyor. "Tut kendini, beceremezsen uzak dur hiç olmazsa" gibi didaktik ve biraz da komik uyarılar, şairin bu "büyük jestinin" ardındaki basit insan hallerini sergiliyor.
* "Nasıl Olsa Öleceksin / Senden Öncekiler Gibi": Şiirin son dizeleri, korkuyu "kaldırma" iddialarına rağmen, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu hatırlatarak, tüm bu çabaların boşunalığını vurguluyor. Bu, durumu kara mizahi bir sona bağlıyor. Korkuyu yenme çabasının nihai bir sonla (ölümle) noktalanması, insanlığın trajikomik varoluşunu özetliyor.
Sonuç olarak, "KORKU" şiiri, ölüm ve korku gibi ciddi konuları, ironik bir dil, insan psikolojisine yönelik alaycı gözlemler ve absürt durumlar üzerinden ele alarak bir hiciv sunuyor. Şiir, okuyucuyu doğrudan güldürmekten ziyade, insan davranışlarının ve duygularının karmaşıklığı karşısında acı bir tebessümle baş başa bırakıyor.