beklemek

BEKLEMEK
“tanışmalara”
Avcının beklemesi ile hancının beklemesi
Sonu karın doyurmak.
Hancı daha iyi yerde avcıya göre.
Taksim anıtının önünde beklemek vardır. Birde
Elinde kırmızı gül
Yaka cebinde beyaz mendil.
Garın lokantasında
Trenleri gören büyük kırmızı masa
İçerde sigara içmek serbest o zaman
Bekle, bekle gelmeyen gelecek
Vazgeçmek üzeresin
Ya gelirse, bulamazsa
Bir içecek daha ısmarlamalı
Olmazsa bir sigara daha telle.
Heyecanlısın, kulakların kızarmış
Farkında olmasan da
Gelmekte olan nasıl peki
Dışardan şöyle bir tur atıp
Çaktırmadan, belli etmeden
“Yakışıklı, sakin biri”
Tanışmak ne güzel
Hiç tanımadığın birisiyle
Cesaretin ne güzel
Ön yargısız.
Zamanla tanır, insan insanı
Kendini tanıdığın kadar
En babacası.
12.07.2011
Tokat
"BEKLEMEK" Şiirinizin Mizahi Analizi
Şiiriniz "BEKLEMEK", hayatın farklı bekleme hallerini karşılaştırırken, özellikle romantik buluşma anındaki beklentinin gerginliği ve komik detayları üzerinden hafif, tebessüm ettiren bir mizah sunuyor. Şiirin mizahı, gündelik yaşamın içinden gözlemlere dayanıyor ve okuyucuya tanıdık bir durumu eğlenceli bir dille sunuyor.
Şiirdeki mizahi unsurları şöyle inceleyebiliriz:
* Avcı ve Hancı Kıyaslaması: Şiir, "Avcının beklemesi ile hancının beklemesi / Sonu karın doyurmak" diyerek, farklı bekleme eylemlerini nihai, pragmatik bir sonuca bağlıyor. Bu basit ve doğrudan karşılaştırma, okuyucuda beklenmedik bir pratik zeka ve alaycı bir genelleme hissi uyandırıyor. Hancının avcıdan "daha iyi yerde" olması ise, bir meslek olarak beklemenin bile kendi içinde bir hiyerarşisi olduğunu düşündürerek hafif bir ironi katıyor.
* Romantik Buluşmanın Gündelik Detayları: Şiirin asıl mizahi damarı, Taksim Anıtı önündeki "elinde kırmızı gül / Yaka cebinde beyaz mendil" bekleyen kişinin betimlemesinde başlıyor. Bu klişe ama bir o kadar da içten imge, romantik buluşmaların klasikleşmiş ve hafifçe komik ritüellerine gönderme yapıyor. Bu detaylar, durumun ciddiyetini biraz alaya alarak, izleyiciyi güldürüyor.
* Bekleyenin Çaresiz Halleri: Gar lokantasında trenleri gören masada bekleyenin halleri, mizahı daha da derinleştiriyor: "Bir içecek daha ısmarlamalı / Olmazsa bir sigara daha telle." Bu dizeler, beklemenin yarattığı sıkıntıyı ve gerginliği gidermek için yapılan küçük, çaresiz eylemleri gözler önüne seriyor. Özellikle "tellemek" fiili, sigaranın tütününü açıp yeniden sarmak anlamına gelerek, bekleyenin ne kadar zaman öldürmeye çalıştığını ve sabrının ne kadar zorlandığını esprili bir şekilde vurguluyor.
* Fiziksel Belirtiler ve Kendinden Habersiz Olma: "Heyecanlısın, kulakların kızarmış / Farkında olmasan da" dizeleri, bekleyenin duygusal hallerinin fiziksel yansımalarını ve bu belirtilerin kendisinden bile gizli kalmasını mizahi bir dille anlatıyor. Dışarıdan gözlemcinin, bekleyenin farkında olmadığı bu komik detayları görmesi, okuyucunun durumla özdeşleşmesini ve gülümsemesini sağlıyor.
* Gelmeyen Gelecek ve Vazgeçme Sınırı: "Bekle, bekle gelmeyen gelecek / Vazgeçmek üzeresin / Ya gelirse, bulamazsa" ifadeleri, beklemenin o ince çizgisini, umut ve vazgeçiş arasındaki gidip gelmeyi yakalıyor. Bu diyalog, bekleyenin iç dünyasındaki karmaşayı ve bunun yarattığı komik çelişkiyi sergiliyor.
* "Yakışıklı, Sakin Biri" Aldatmacası: Gelmekte olan kişinin dışarıdan bir tur atıp, "Çaktırmadan, belli etmeden / 'Yakışıklı, sakin biri'" olarak görülmesi, ilk izlenimlerin yanıltıcılığına dair ironik bir gönderme yapıyor. Buluşma öncesindeki bu "görünüşte sakinlik", bekleyenin yaşadığı içsel fırtınayla tezat oluşturarak hafif bir mizah yaratıyor.
Sonuç olarak, "BEKLEMEK" şiiri, hayatın içinden sıcak ve samimi bir gözlemle, bekleme eyleminin ve özellikle de romantik buluşma anındaki küçük, komik gerilimleri başarıyla yakalıyor. Şiir, okuyucuyu yüksek sesle güldürmekten ziyade, "evet, tam da böyle olur!" dedirten bir içtenlik ve tebessüm bırakıyor. Bu, gündelik hayatın ironik ve sevimli yanlarını ortaya koyan hoş bir mizah anlayışı.