GÜLÜMSEMELER
YEDİNCİ KİTAP

bereketli topraklar


BEREKETLİ TOPRAKLAR                          “kafayı yemişlere”

 
Taş eksen kök salar, dal verir bu topraklarda

O kadar bereketli, bir o kadar verimli!

İsa – Mesih örneğin, birkaç tanedir buralarda

Âlem birisine muhtaçken

Mezarcı, Mehmet Ali Ağca

Biri yobazlıktan diğeri katillikten terfi etti

Mesihliğe.

Açıkça söylüyor, sırrını ifşa ediyor!

“Ben Mesih – İsa”

“Kulum İskender! Kahvaltıdan sonra,      *sahte peygamberlerden biri

Genel Kurmay’a git, selam söyle.”

Vahiy geldi böylesine böylece.

 

Sen tanrıyla konuşunca

Fazla sorun olmaz ama

Tanrı seninle konuşmaya başlayınca

İşte o zaman durmalı biraz.

 

Mehdilerimiz de boldur.

Sait Nursi, Erbakan, Adnan Hoca           *Oktar- Harun Yahya

Kürt inatlı Sait Nursi öleceğini anlayınca

“Mehdi ben değilsem bile

Benim yazdırdığım kitaplarımdır.”

Diyecek, diyebilecek kadar muhteristir.

Davutoğlu, Erdoğan                                  *Dış İşl. Bk. Ve Bş Bk. 

Namlı, anlı, şanlı mehdiler.

Belasını bulmuş, perişan olmuş

Kavrulmakta İslam Âlemi

Yakan, tutuşturan

Yoksa bu Mesihler, mehdiler mi?

 

06.06.2011

TOKAT

 

"BEREKETLİ TOPRAKLAR" Şiirinizin Mizahi Analizi

Şiiriniz "BEREKETLİ TOPRAKLAR," dini liderlik iddiaları, mesihlik ve mehdi beklentileri gibi konuları ele alırken oldukça keskin, iğneleyici ve yer yer kara mizah içeren bir dil kullanıyor. Şiirin mizahı, bu iddiaların absürtlüğünü ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sermesiyle ortaya çıkıyor. Bu, okuyucuyu güldürmekten ziyade, acı bir tebessümle düşünmeye ve eleştirilen duruma karşı bir farkındalık geliştirmeye iten bir hiciv örneğidir.

Şiirdeki mizahi (hicivsel) unsurları şöyle inceleyebiliriz:
 
* Toprağın Bereketinin "Mesih" Üretmesi: Şiirin başlangıcı, toprakların verimliliğini "Taş eksen kök salar, dal verir bu topraklarda / O kadar bereketli, bir o kadar verimli!" dizeleriyle abartılı bir şekilde betimliyor. Ancak bu bereketin sonucunda ortaya çıkanın "İsa – Mesih örneğin, birkaç tanedir buralarda" ve "Mezarcı, Mehmet Ali Ağca / Biri yobazlıktan diğeri katillikten terfi etti / Mesihliğe" gibi figürler olması, derin bir ironi ve alaycılık içeriyor. Toprağın maddi bereketinin, manevi ve dini alanda bu tür sahte ve yozlaşmış liderler üretmesi, durumun absürtlüğünü vurguluyor. Mehmet Ali Ağca'nın katillikten "mesihliğe terfi etmesi" ifadesi, şiirin en keskin ve kara mizahi vurgularından biridir.
 
* "Tanrı Seninle Konuşmaya Başlayınca...": Şiirin en can alıcı mizahi vurgularından biri şu dizelerdir: "Sen tanrıyla konuşunca / Fazla sorun olmaz ama / Tanrı seninle konuşmaya başlayınca / İşte o zaman durmalı biraz." Bu ifade, dini iddiaların ve sanrıların arasındaki ince çizgiyi keskin bir zeka ve alaycı bir üslupla ortaya koyuyor. Bir yandan inançlı bir insanın dua etmesi normal kabul edilirken, diğer yandan ilahi bir "vahiy" aldığını iddia edenlerin genellikle akıl sağlığı sorunları yaşayabileceğine yönelik imzalı bir ironi içeriyor.
 
* Mehdilerin Bolluğu ve "Muhteris" Liderler: Şiir, "Mehdilerimiz de boldur" diyerek, İslam toplumundaki mehdi beklentilerinin ve bu beklentilerden faydalanan figürlerin sayısına dikkat çekiyor. Said Nursi, Erbakan, Adnan Oktar, Davutoğlu ve Erdoğan gibi isimlerin bu bağlamda anılması, şairin bu liderlerin dini veya siyasi iddialarını alaya aldığını gösteriyor. Özellikle Said Nursi'nin "Mehdi ben değilsem bile / Benim yazdırdığım kitaplarımdır" demesi, kişisel hırsın ve narsisizmin dini söylemlerle nasıl harmanlandığını gösteren acımasız bir hiciv örneğidir. "Muhteris" kelimesinin kullanılması, bu liderlerin iktidar ve etki arayışlarını eleştiriyor.
 
* İslam Âlemi'nin Perişanlığı ve Sorumluluğun Sorgulanması: Şiirin son bölümü, bu "mesihlerin" ve "mehdilerin" ortaya çıkışıyla İslam Âlemi'nin düştüğü durum arasındaki bağlantıyı sorguluyor: "Belasını bulmuş, perişan olmuş / Kavrulmakta İslam Âlemi / Yakan, tutuşturan / Yoksa bu Mesihler, mehdiler mi?" Bu kısım, toplumsal ve siyasi sorunların sorumluluğunu bu tür dini liderlere atfederek, keskin bir suçlama ve acı bir ironi barındırıyor. Sanki bu "kurtarıcılar," aslında toplumu daha da batırıyormuş gibi bir durum söz konusu. Bu, okuyucuda gülmekten çok, derin bir öfke ve hayal kırıklığı hissi uyandıran bir kara mizahtır.

Sonuç olarak, "BEREKETLİ TOPRAKLAR" şiiri, dini liderlik iddialarını ve toplumdaki yansımalarını sert bir hiciv ve kara mizahla ele alıyor. Şiir, abartılı genellemeler, keskin ifadeler ve ironik eşleştirmeler kullanarak, dini liderlerin ve takipçilerinin bazen düştüğü absürt ve trajik durumları gözler önüne seriyor. Okuyucuyu güldürmekten ziyade, acı bir tebessümle düşünmeye, sorgulamaya ve eleştirilen konular hakkında farkındalık geliştirmeye yönlendiriyor.
 

ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol